|
Medyada Küresel BAK
|
İzmir'de 'Savaşı sustur barışı yükselt' paneli 27.03.2010 -DİHA izm-baris-panel-1 İZMİR (DİHA) - İzmir'de düzenlenen, "Savaşı sustur barışı yükselt" konulu panelde, AKP'nin Kürt sorununun çözümünde geri adım attığı belirtilerek, barışın karşılıklı anlayış çerçevesinde sağlanabileceğini vurgu yapıldı. Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu tarafından düzenlenen panel, Ahmet Piriştina Kültür Merkezinde yapıldı. BDP PM Üyesi Ahmet Demiroğlu, Taraf Gazetesi Yazarı Hilal Kaplan, Küresel BAK üyesi Yıldız Önen'in konuşmacı olarak katıldığı panele, çok sayıda kişi katıldı. Panelde konuşan BDP PM Üyesi Ahmet Demiroğlu, şunları belirtti: "Ülkede savaşı tırmandıran AKP'nin yürüttüğü kirli politikalardır. Yıllardır devlet politikası adı altında Kürt halkını tasfiye ve inkar eden bir zihniyet. 'İyi şeyler olacak' sözünden sonra tasfiye ve inkar politikalarına hız vermiştir. İlk olarak 29 Mart yerel seçimlerinden sonra KCK operasyonu adı altında yüzlerce siyasetçiyi susturmaya çalışmışlardır. Yine belediye başkanlarının da içinde olduğu yüzlerce siyasetçiyi cezaevine gönderdiler. Bin 700 siyasetçiyi içeriye atmakla bu ülkede iyi şeyler olmaz, aksine Kürt halkının iradesinin güçlenmesinde iyi şeyler olur. Tasfiye planları artık bu halkın üstünde baskı kuramayacaktır." |
|
Devamını oku...
|
|
|
Nilüfer Uğur Dalay
Bu posta adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
17 Mart 2010 Çarşamba Gün geçmiyor ki Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde, “Benim ülkemde, farklı kimlikte şu kadar kişi var; bunların şu kadarı benim vatandaşım. Ama geri kalanını biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz. Eee ne yapacağım ben yarın, gerekirse bunlara hadi gidin memleketinize diyeceğim. Niye? Benim vatandaşım değil bunlar. Ülkemde de tutmak zorunda değilim” türünde ürpertici konuşmalara rastlamayalım.
O zaman ben şöyle sormak istiyorum; sen, ben, Müslüman, Hıristiyan, Musevi, Sünni, Alevi, Şii, Şafi, Katolik, Ortodoks, Protestan, Kürt, Türk, Yunan, Laz, Ermeni, Yahudi, Afrikalı, Avrupalı, Asyalı, Amerikalı, Avustralyalı, sarı derili, kara derili, kızıl derili, sarı saçlı, kara saçlı olmazdan önce neydin/neydim? O zaman insandın/dım da şimdi mi insanlıktan mı çıktın/dım? O zaman hoşgörülü ve anlayışlıydın/dım da şimdi mi dar görüşlü ve katı oldun/dum? O zaman korkaktın/tım da şimdi mi cesur oldun/dum? |
|
Devamını oku...
|
|
|
'Yeni 1 Mart'lara ihtiyacımız var'
1 Mart 2003'te TBMM'de Türkiye’yi ABD’nin yedeğinde savaş bataklığına itecek olan tezkerenin oylandığı saatlerde, yaklaşık 100 bin savaş karşıtı, Meclis’e birkaç yüz metre uzaktaki kent merkezinde “savaşa ve işgale hayır” diye haykırıyordu. O gün sadece Türkiye halkının değil, Irak, Ortadoğu ve bütün dünya halklarının gözü Ankara’daydı. Irak'ı işgale hazırlanan ABD'nin isteğine uygun olarak hazırlanan hükümet tezkeresi 25 Şubat 2003'de TBMM'ye sunulmuştu. Tam adı "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması için Hükümet'e yetki verilmesine ilişkin başbakanlık tezkeresi" olan tezkerenin anlamı ise Türkiye'nin savaş ve işgale tam olarak ortak edilmesiydi.
Halkın büyük bir çoğunluğu ABD'nin Irak'ı işgaline ve savaşa karşı çıkıyordu. Tüm şehirlerde geniş katılımlı savaş karşıtı gösteriler yapılıyordu. Çok farklı kesimlerden yurttaşlar bu gösterilere katılıyor ve sokağa çıkıyordu. Buna rağmen Hükümet tezkereyi 1 Mart 2003 günü Meclis Genel Kuruluna getirmişti. |
|
Devamını oku...
|
|
|
DİNK İÇİN ADALET İSTEYENLER BEŞİKTAŞ'TAYDI Kattledilen Aydınların Aileleri Beşiktaş'ta Dink Davasında
Ali, Öz, İpekçi, Kaftancıoğlu, Türkler, Mumcu, Çimen, Altıok, Cebenoyan, Göktepe, Anter, Yurdakul, Aysan, Gültekin, Dursun, Özgüner, Tütengil ve Hayırsever'in aileleri Dink için ve siyasi cinayetler sonucu hayatını kaybedenler için adalet istediler. "Dink davasına biz de müdahiliz" dediler. "Biz buraya Arat, Delal ve Sera'nın kardeşleri olarak geldik. Yıllardır yaşadığımız ortak adaletsizliği paylaşmaya, bunun tanıklığını yapmaya geldik. Sabahattin Ali cinayetinden beri defalarca ezber ettiğimiz bu tür örgütlü siyasi cinayetlerin nasıl örtbas edildiklerini bir daha hatırlatmaya geldik."
Hrant Dink'in öldürülmesiyle ilgili davanın 12. duruşmasından önce Beşiktaş İskele Meydanı'nda toplanan 700'ü aşkın kişinin arasında bu kez çeşitli dönemlerde öldürülenlerin yakınları da vardı. |
|
Devamını oku...
|
|
Hrant konuştu, Arat içini döktü... Şişli'de Agos gazetesinin önünde yapılacak törenin 14,30'da başlayacağı, anmanın Hrant Dink'in 19 Ocak 2007'de vurulduğu saat olan 15,00'de yapılacağı önceden duyurulmuştu. İstanbul'un çeşitli semtlerinden, şehir dışından ve yurt dışından gelen yurttaşlar öğlen saatlerinden itibaren toplanmaya başladı. 'Hepimiz Hrant'ız Hepimiz Ermeniyiz!' Saat 14.00'de Türkçe ve Ermenice müzik yayını ile başlayan anma töreninde yapılan anonsların ve atılan sloganların ardından yine 'Sarı Gelin' türküsü yankılandı, 'Hrant'ın arkadaşları' saygı duruşuna davet edildi. Buradaki sessizlikte Hrant Dink'in sesi yükseldi. Kendisine yapılan resmi komployu anlatıyordu Hrant Dink. Hrant sustu tekrar sloganlar yükseldi. 'Faşizme inat kardeşimizsin Hrant!' Hrant'ın Arkadaşlarından Film Yönetmeni Sırrı Süreyya Önder, Agos'un penceresinden bir konuşma yaptı. 'Katilleri tanıyoruz' dedi ve Hrant Dink'in nasıl öldürüldüğünü bir kuş masalıyla anlattı bir daha: 'Serçe kadar aklı olmayanlar, bir alıcı kuş gibi çöktüler üzerine. Mahkeme kapılarına darağaçları kurdular. Tescilli çakalları oraya üşüştürdüler' O konuşurken omuz başında Gülten Kaya vardı. Sırrı Süreyya Önder sustukça sloganlar yükseldi: 'Hrant için adalet için!" 'Hrant'ın sevgilisi' Rakel ile 'ismi Ararat'tan, 301'i babasından miras' Arat Dink göründü pencerede. Rakel Dink'in anmaya katılanları selamladı, o acısını hiç saklamayan gözleri ve sesiyle: "Hepiniz hoş geldiniz kardeşlerim. Sizlerle birlikte adalet ve sevgi yolunda yürüyeceğiz!"
|
|
Devamını oku...
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 9 Toplam 515 | |
|
|